Hatay'ın Asi Nehri, binlerce yıldır şehre hayat verir. Ama o nehir, bir gece iki yalnız insanın kalbine de hayat verdi.
Ali, deprem bölgesinde çalışan genç bir mühendisti. Her gece nöbetten çıktığında, nehir kıyısında oturur, dalgaları izlerdi. Kaybettiği ailesinin acısı hâlâ tazeydi. Bir gece, yine nehir kıyısında otururken, yanına bir kadın yaklaştı.
Zeynep, Hatay'da yaşayan bir öğretmendi. Depremde evini kaybetmiş ama öğrencileri için ayakta kalmaya çalışıyordu. O da nehrin sesinde teselli arıyordu.
"Bu nehir çok şey anlatır," dedi Zeynep, sessizce. "Ama en çok da yalnız kalpleri anlar."
Ali başını kaldırdı. Gözleri Zeynep'in gözleriyle buluştu. O an, ikisi de bir şeylerin değiştiğini hissetti.
Günler geçti, sohbetler derinleşti. Birlikte Hatay'ın sokaklarında yürüdüler, Harbiye şelalesinde el ele oturdular. Ali, Zeynep'e hayatını anlattı, Zeynep ise Ali'ye Hatay'ın direncini, insanların umudunu anlattı. İkisi de birbirine ihtiyaç duyuyordu.
Bir gece, Asi Nehri ay ışığında parlarken Zeynep, Ali'nin omzuna dokundu:
"Sen bana bu günlerde Hatay escort oldun. Bana yalnız olmadığımı hatırlattın. Sohbetinle yaralarımı sardin."
Ali, Zeynep'in elini tuttu. "Sen de benim Hatay escort'umsun. Kalbime eşlik ettin, ruhumu iyileştirdin. Bu şehirde kaybolmuşken, sen bana yeniden başlamayı öğrettin."
O gece, nehir kıyısında birbirlerine sarıldılar. Aşkları, Asi Nehri'nin akışı gibi durdurulamazdı. Ali, Hatay'da kalmaya karar verdi. Zeynep ile birlikte depremzedeler için bir okul kurdular, çocuklara umut oldular.
Ve her akşam, güneş batarken, Asi Nehri'nin kıyısında buluşup ellerini birleştirdiler. Nehir artık onlara acıyı değil, aşkı fısıldıyordu.