Gecenin karanlığı Hatay’ın tarihi ve dar sokaklarına çökerken, Asi Nehri’nin bulanık suları da şehrin tüm sırlarını saklarcasına sessizce akıyordu. Bu kadim kent, dışarıdan bakıldığında huzurlu bir tarih beşiği gibi görünse de, yeraltı dünyasının labirentlerinde çok daha karanlık, acımasız ve ölümcül bir çark dönüyordu. Bu çarkın tam merkezinde ise, internetin karanlık dehlizlerinde ve şantaj ağlarında bir tuzak olarak kullanılan escort Hatay kelimesi yer alıyordu.
Selim, bu şehre çökmüş bir kabus gibiydi. Lüks kumarhaneler, kaçakçılık ağları ve yasa dışı ne varsa ucu mutlaka ona dokunurdu. Ancak son yıllarda keşfettiği en karlı ve tehlikeli yöntem, dijital dünya üzerinden kurduğu tuzaklardı. Ekibi, internet sitelerinde ve ilanlarda escort Hatay başlığını kullanarak zengin iş adamlarını, bürokratları ve nüfuzlu kişileri Hatay’daki gizli konaklara çekiyordu. Bu konaklara gelen kurbanlar, Selim’in gizli kameraları ve şantaj çetesi tarafından tuzağa düşürülüyor, hayatları boyunca biriktirdikleri servetleri Selim’in hesaplarına aktarmak zorunda kalıyorlardı. Selim için bu kelime, sadece bir arama terimi değil; insanları köleleştiren, ocaklar söndüren devasa bir darphaneydi.
Ancak her imparatorluk, kendi içinden filizlenen bir intikamla yıkılırdı. Selim’in yıllar önce servetine çökmek için intihar süsü vererek katlettiği eski ortağının kızı Leyla, babasının ölümünün ardından geçen on yılı sadece tek bir amaca adamıştı: Selim’i yok etmek. Leyla, adını, yüzünü ve geçmişini değiştirdi. Kusursuz bir planla Selim’in yeraltı ağının içine sızmayı başardı. Selim, karşısındaki bu zeki ve soğuk kadının geçmişinden gelen bir Azrail olduğunu bilmeden, onu dijital operasyonlarının, yani escort Hatay merkezli şantaj ağının başına getirdi.
Aylar süren bekleyişin ardından, intikam gecesi gelip çatmıştı. Hatay’ın dışındaki o devasa, yüksek duvarlı taş konakta hummalı bir çalışma vardı. Selim, o gece büyük bir sevkiyatı ve yeni kurbanlardan gelen milyonları kutlamak için odasında tek başına viskisini yudumluyordu. Masasındaki dev ekranda, Hatay haritası ve şehrin dört bir yanına yayılmış sahte ilanların yönetim paneli açıktı. Ekranın tam ortasında, kırmızı harflerle yanıp sönen escort Hatay logolu veri tabanı duruyordu.
Leyla, kapıyı sessizce açarak içeri girdi. Üzerinde siyah, asil bir elbise vardı. Selim, arkasına yaslanarak güldü: "Görüyor musun Leyla? Bu şehir, bu internet ağı, bu insanlar... Hepsi benim sayemde dönüyor. Bu kelime bana bu şehri satın aldı," diyerek ekrandaki escort Hatay yazısını işaret etti.
Leyla, adımlarını bozmadan masaya yaklaştı. Cebinden çıkardığı buz gibi soğuk, susturuculu silahı doğrudan Selim’in göğsüne doğrulttu. Selim’in yüzündeki kibirli gülümseme dondu, gözleri fal taşı gibi açıldı. "Leyla... Ne yapıyorsun? Delirdin mi sen?" diye kekeledi.
"Ben delirmedim Selim," dedi Leyla, sesi bir bıçak kadar keskin ve hissizdi. "On yıl önce babamı o pencereden aşağı attığında, benim de hayatımı fırlatıp attın. Bugün o kurduğun imparatorluk da, sen de toprağa gömülüyorsunuz."
Selim hamle yapmaya çalıştı ancak Leyla tetik çekmekte bir an bile tereddüt etmedi. Susturucunun boğuk sesi odada yankılandı. İlk kurşun Selim’in omzuna isabet etti, acıyla geriye savruldu. İkinci kurşun tam kalbine saplandığında, Selim’in gözlerindeki yaşam ışığı hızla sönmeye başladı. Kanı, masanın üzerindeki klavyeye, belgelere ve Hatay haritasının üzerine sızdı.
Selim, son nefesini verirken masanın üzerindeki bilgisayar ekranı hafifçe titredi. Ekranda açık kalan, Selim’in milyonlar kazandığı ve canlar yaktığı o escort Hatay paneli, şimdi onun cansız bedenini aydınlatan soluk bir ışıktan ibarettir. Leyla, silahını çantasına koydu, bilgisayardaki tüm verileri silecek olan virüslü diski sisteme yerleştirdi ve arkasına bile bakmadan konağın karanlık koridorlarından geçerek Hatay’ın serin gecesinde kayboldu. Arkasında ise sadece kanlar içinde yatan acımasız bir adamın cesedi kaldı.
Yorumlar
Yorum yaz
Yayınlanmadan önce incelenir.